Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kürşat Korkmaz, 2026 NATO Ankara Zirvesi'nin Türkiye-ABD ilişkilerine etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
2026 NATO Ankara Zirvesi her biri ayrı gündem başlığı oluşturacak konularıyla başarılı bir toplantı olarak tarihte yerini almıştır. Bu gündem başlıklarından biri de Türkiye ile ABD arasındaki konular olmuştur. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’ya Zirve vesilesiyle gelmesi iki ülke arasındaki ilişkileri öne çıkarmıştır. Trump’ın ilk başkanlık dönemi iki ülke arasında krizlerin olduğu bir dönem olurken ikinci başkanlık dönemi krizlerin çözümlendiği, uzun bir aradan sonra tekrar müttefiklik ilişkilerinin güçlendiği bir dönem olmaktadır.
Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin kendine özgü bir doğası ve dinamizmi bulunmaktadır. Bu iki ülke arasındaki ilişkiler her dönem ayrı bir politik mücadeleyi ve diplomasinin muhtelif unsurlarını barındırmaktadır. Bunun en belirgin örneklerinden biri, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi tedarik süreci sonrasında yaşanan gelişmelerdir.
CAATSA yaptırımları, Ağustos 2017 tarihinde ABD’de Kongrenin her iki kanadı olan Temsilciler Meclisi ve Senato’da büyük bir çoğunlukla kabul edilmesinin ardından yürürlüğe giren bir yaptırım yasasıdır. CAATSA, "Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası"nın İngilizce kısaltmasıdır.
Bu yasa ABD Kongresi tarafından Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi ABD’ye karşı politikalar uygulayan ülkelere karşı düzenlenmiş olup yasa kapsamında bu ülkelere yaptırımlar uygulanmaktadır. CAATSA, Rusya'nın 2014'te Kırım Yarımadası'nı ilhak etmesi ve Ukrayna'nın doğusundaki ayrılıkçıları desteklemesi üzerine 2016'da dönemin ABD Başkanı Barack Obama tarafından uygulamaya konan yaptırımları da güvence altına almıştır. CAATSA, Başkan'ın Rusya, İran ve Kuzey Kore'ye yaptırımları kaldırma yetkisini ise Kongre onayı üzerinden sınırlamaktadır.
Söz konusu düzenlemenin Türkiye bakımından uygulanabilirliği, S-400 hava savunma sistemi alım sürecinde tartışılmaya başlanmıştır. Ankara'nın 2019'da Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi almasının ardından, Aralık 2020'den bu yana Türkiye'ye CAATSA kapsamında yaptırım uygulanmaktadır. Böylece, Trump’ın 2016 seçimlerini kazanmasından sonra ABD Kongresi tarafından CAATSA yaptırımının uygulandığı tek NATO üyesi ülke Türkiye olmuştur. ABD Kongresi, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 satın alarak CAATSA'nın 231'inci maddesini ihlal ettiğini savunmaktadır. Bu madde, Rusya'nın istihbarat veya savunma sektörleri ile alışveriş yapan kişi veya kurumlara yönelik yaptırımları kapsamaktadır.
Bu yasa kapsamında, Türkiye'nin S-400 sistemlerini almasının ardından ABD Hazine Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı'nı (SSB) yaptırım listesine ekleyerek, SSB'nin ABD'den ekipman ve teknoloji ihracat lisansı almasını ve uluslararası finans kuruluşlarının kredilerinden faydalanmasını engellemiştir. Bunun yanı sıra, Türkiye parçası olduğu F-35 yeni nesil savaş jeti programından çıkarılmıştır. F-35 programından çıkarılan Türkiye, filosunu modernize etmek adına 2021'de F-16 jetleri ve modernizasyon kitleri alma talebinde bulunmuş, ancak bu talep de karşılanmamıştır.
Bu yaptırım yasasının Türkiye’ye uygulanması iki önemli noktayı öne çıkarmıştır. Birincisi ABD’nin ilk defa müttefik ülke olarak tanımladığı ve NATO şemsiyesi altında beraber olduğu bir ülke olan Türkiye’ye bu yasayı uygulamıştır. İkinci olarak ABD’nin Türkiye’yi hasımlarıyla işbirliği yapan bir ülke olarak mı yoksa hasım ülke olarak mı algıladığı sorunsalı ortaya çıkmıştır. Çünkü NATO üyesi olan Yunanistan, Bulgaristan ve Slovakya’nın yine Rus yapımı olan S-300 füze sistemlerine sahip olması ve ABD tarafından bu durumun bir tehlike olarak görülmeyip herhangi bir krize neden olmamasına rağmen, Türkiye’nin S-400 füze sistemine sahip olmasının ABD tarafından bir tehdit olarak görülmesi dikkat çekicidir. S-400 alımı ve CAATSA yaptırımları, ABD ve Türkiye arasında güven krizine yol açmıştır.
NATO’nun Ankara Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Savunma sanayii alanındaki tüm engellerin kaldırılmasının zamanı gelmiştir” vurgusuyla sadece ABD’ye değil, tüm NATO ortaklarına daha kapsayıcı ortaklık çağrısında bulunmuştur. Trump da bu konuda olumlu açıklamalarda bulunmuştur.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması Türk savunma ürünlerinin ABD’ye satılmasının önünü açacak olup Savunma Sanayii Başkanlığı’na uygulanan ambargo da kaldırılacaktır. Bunun yanı sıra, F-35’lerin Türkiye’ye satışı mümkün olabilecektir.
Türkiye ile ABD arasında yaptırımların kalkmasının bir diğer etkisi ise ortak savunma sanayi projelerine yönelik olacaktır. F-16, F-35 gibi savunma sanayii projelerine benzer projeler yapılarak Türkiye’nin savunma sanayisinde gelmiş olduğu seviyeyi daha da derinleştirme imkânı sağlanabilecektir.
ABD’nin uygulamış olduğu CAATSA yaptırımlarından dolayı bazı NATO ülkeleri ve ABD'yle işbirliği yapan ülkeler de Türkiye’nin savunma sanayisine örtülü yaptırımlar ve kısıtlamalar uygulamaktadır. Yaptırımların kalkması ile Türk savunma sanayi ürünlerinin diğer NATO ülkelerine satılmasının da önü açılarak Türkiye’nin savunma sanayi ihracat rakamları artacaktır.
Ayrıca NATO 2026 Ankara Zirvesi, savunma sektörüne yönelik milyarlarca dolarlık finansal taahhütleri ile stratejik bir boyuta ulaşmıştır. Nitekim ittifak üyeleri tarafından açıklanan ve toplam değeri 50 milyar doların üzerine çıkan savunma anlaşmaları Zirve'nin en belirgin çıktısını teşkil etmektedir. Türkiye savunma sanayisine yönelik CAATSA yaptırımlarından doğan kısıtlamaların kalkması ile artan talebi karşılayabilecek ve bu yatırımlardan önemli bir pay alabilecek üretim kapasitesine sahiptir. Bu durum Türkiye’nin NATO içerisindeki konumunu daha da güçlendirecektir. Türkiye NATO’nun savunma sanayisindeki önemli üretim üslerinden biri olabilecektir.
Sonuç olarak, iki ülke arasında yeni bir dönemin başlaması, yalnızca F-35 krizinin aşılmasıyla sınırlı kalmayacak; NATO'nun mühimmat ve üretim kapasitesini artırma hedefleri doğrultusunda Türkiye'nin yerli savunma sanayiisinin de önemli bir aktör olarak öne çıkmasına katkı sağlayacaktır.
ABD, ittifakın güneyinde güçlü bir üretim ortağı ararken Türkiye ise teknoloji transferi ve ambargoların son bulması gibi stratejik kazanımlar beklemektedir. Bu karşılıklı çıkarlar doğrultusunda Ankara Zirvesi, kronikleşen sorunları tamamen bitirmese de ilişkilerin savunma ortaklığı üzerinden yeniden şekillendirilebileceğini ortaya koymuştur.
[Doç. Dr. Kürşat Korkmaz, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesidir.]
* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.



