02 Kasım 2026•Güncelleme: 03 Kasım 2026
Anadolu Ajansının "Brexit'ten Breturn'e" başlıklı dosyası, İngiltere'nin AB üyeliğinden ayrılık kararına uzanan süreci, Brexit sonrasında yaşanan dönüşümü ve yeniden üyelik ihtimaline ilişkin tartışmaları mercek altına alıyor. Uzman değerlendirmeleri, kısa vadede tam üyelikten ziyade güvenlik, savunma, ticaret ve serbest dolaşım gibi alanlarda işbirliğinin güçlendirilmesinin öne çıktığına işaret ediyor.
Brexit referandumunun 10. yılında İngiltere'nin AB'ye dönüşü yeniden gündemde
İngiltere'nin AB'den ayrılma kararıyla sonuçlanan Brexit referandumunun üzerinden 10 yıl geçerken, Londra-Brüksel hattında ilişkilerin geleceği yeniden tartışmaya açıldı. Kamuoyunda yeniden AB üyeliğine yönelik desteğin gündeme geldiği ülkede, siyasi açıklamalar ve değişen uluslararası koşullar Brexit'in ekonomik, siyasi ve toplumsal sonuçlarının yeniden değerlendirilmesine yol açıyor.
İngiltere'nin Avrupa bütünleşmesiyle ilişkisi, başlangıçtan itibaren egemenlik ve ekonomik çıkarlar eksenindeki tartışmalarla şekillendi. Fransa'nın itirazları nedeniyle geciken üyelik sürecinin ardından ülke, 1 Ocak 1973'te Avrupa Ekonomik Topluluğuna katıldı. 1975'te yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 67,2'si üyeliğin devamından yana oy kullandı. Ancak sonraki yıllarda tek pazarın gelişimine katkı sağlayan İngiltere, ulusal egemenlik, bütçe katkıları ve serbest dolaşım gibi konularda AB ile mesafeli bir tutum sergilemeyi sürdürdü.
İngiltere'nin AB'ye muhtemel yeniden katılımı iki taraf için de ekonomik olarak avantajlı görülüyor
İngiltere'nin AB'ye yeniden üye olma durumunun tartışıldığı dönemde yapılan analizler bu adımın ekonomik olarak iki taraf için olumlu sonuçlar doğurabileceğini belirtirken yakın gelecekte yalnızca sektörel işbirliğinin gelişmesi öngörülüyor.
Avrupa Uluslararası Siyasi Ekonomi Merkezinde (ECIPE) İngiltere Ticaret Politikası araştırma projesinin direktörü David Henig, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeniden üyeliğin Londra için Brüksel'e göre daha faydalı olacağı, ekonomik büyümenin "anında hızlanmayacağı" ancak uzun vadede AB'nin gündemindeki rekabet gücünü artırma çabalarına yardımcı olacağı görüşünü paylaştı.