LONDRA
İngilizler, hükümetlerinin 20 bin Suriyeli sığınmacıya kapılarını açma kararını yetersiz bulurken, insan hakları örgütleri de İngiltere Başbakanı David Cameron'ın planının "krize kapsayıcı bir çözüm bulunması çabalarını baltaladığını" savunuyor.
Londralıların çoğu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, İngiltere'nin önceki gün açıkladığı gelecek 5 yıl boyunca kamplarda bulunan 20 bin Suriyeliye kapılarını açma kararını memnuniyetle karşılarken, sığınmacı krizinde payı olduğunu düşündüğü ülkelerinin rakamı artırmasını istedi.
Soyadlarının yazılmasını istemeyen Londralılardan bilgi işlem müdürü Richard, mevcut sığınmacı krizinin İngiltere'nin Irak Savaşı'ndaki rolünden kaynaklandığını savunarak, "İngiltere, dolaylı yollardan DAEŞ'in kurulmasından da sorumlu. O nedenle hükümet yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmeli ve daha fazla sığınmacıyı ülkeye almalı" dedi.
Richard, 800 bin sığınmacıyı almayı planlayan Almanya'nın yanında İngiltere'nin 20 bin kişiyi ülkeye almasının yeterli olmadığını vurgulayarak, "O nedenle daha fazlasını yapmalıyız. Ancak Almanya'nın bizden daha fazla toprağı olduğunu unutmayalım. Bu nedenle, alınacak kişi 800 bin değil belki ama kesinlikle 20 binden fazla olmalı" diye konuştu.
"İngiltere'nin yaşananlarda payı var"
Doktor Smith ise ülkeye sınırlı sayıda sığınmacının alınması gerektiğini savunurken, durumu "karman çorman" olarak tanımladı. Smith, "İngiliz halkı olanları idrak edemiyor. Irak ve Libya'ya müdaheleyle, bizim de tüm bunların yaşanmasında payımız var. Tüm bunları birkaç yıl önce biz başlattık" ifadelerini kullandı.
Pazarcı Michael da söz konusu krizin, Suriye'deki savaşın bu seviyeye gelmeden, dört, beş yıl önce önlenebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Cameron'ın 20 bin sığınmacı planını "yetersiz" olarak nitelendiren Michael, "Özellikle de Almanya'nın planları ile kıyaslandığında İngiltere'nin ki ufak bir rakam. Halk, sığınmacıların ülkeye alınması çerçevesinde 'evlerimizi açabiliriz, Suriyeli ailelere oda verebiliriz' teklifinde bulunurken, hükümet, sığınmacılara ev verilmesinin zorunlu olduğunu bildirdi. Çoğu İngiliz zaten oda kiralıyor. O zaman sığınmacılara spor merkezi üyeliği ve araba da verelim. Herkes yardımcı olmaya çalışıyor ancak bence 20 bin az bir rakam" dedi.
19 yaşındaki kahveci Tazmin de, eğer gücü varsa hükümetin daha fazla sığınmacıyı kabul etmesi gerektiğini söyleyerek, "Diğer ülkeler çok daha fazla kişiyi aldı. Ancak bir yandan da İngiltere'deki halk konut sıkıntısı yaşıyor, devlet kendi halkına iyi bakamıyor. Ancak ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmalıyız" ifadelerini kullandı.
"Dünyanın geri kalanı ne yapıyor?"
Bazı İngilizler de krizin artık Avrupa sınırlarını aştığını ve dünyanın geri kalanının da bu konuya çözüm bulunması için çaba sarfetmesi gerektiğini belirtti.
Sığınmacıların, "dertli, savunmasız ve yardıma ihtiyacı olan insanlar" olduğunun gözardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan 36 yaşındaki yönetici assitanı Shanie, "20 bin rakamı kulağa biraz az geliyor. Yardımların dünya genelinde yayılması gerekli. Rusya, ABD, Çin, Suudi Arabistan gibi para ve yer dolu ülkeler nerede? Sığınmacılara yardımcı olabilecek durumlar varken bu ülkeler, insanlar nerede? Elimizden gelen yardımı yapmalıyız. Biz sonuçta küçük bir adayız. 20 bin evet küçük bir rakam ama biz bir adayız" diye konuştu.
Siyaset danışmanı Martin de, Cameron'ın 20 bin sığınmacı planını "şimdilik" yeterli bulduğunu belirterek, "Başlangıç noktası olarak hükümetin izlediği politika doğru ancak şimdi artık Avrupa'nın ötesine, bu konuda dünyanın geri kalanının ne yapacağına bakmamız gerekli" dedi.
Hükümetin, ülkeye alacağı sığınmacıları Türkiye, Ürdün ve Lübnan'daki kamplardan seçeceğinin hatırlatılması üzerine Martin, bu politikaya yönelik endişeleri olduğunu söyledi. Martin, "Ancak bunun arkasındaki mantığı da anlayabiliyorum. Mevcut halde bölgede olanları buraya getirirsek o zaman sığınmacılar da Akdeniz'de o tehlikeli yolculukları yapmaktan vazgeçer" ifadesini kullandı.
Organizasyon yöneticisi Jo ise, krize yönelik İngiltere'nin elinden geleni yapması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun sorumluluğu sadece tek bir ülkeye, birkaç ülkeye yüklenmemeli. Krizin çözümüyle tüm dünya ilgilenmeli. Sorunların kökünden çözülmesi için çalışılmalı" çağrısında bulundu.
Hükümetin 20 bin kişi planını "çok az" bulduğunu ifade eden Jo, sığınmacıların Suriye yakınındaki kamplardan alınmasına ilişkin olarak da, "Hükümet, kişileri sığınmacı kamplarından alarak, hayatların kaybolduğu tehlikeli yolculukların yapılmaması için bir 'o yolculuğa çıkmayın, biz gelip sizi alacağız' mesajı veriyor" dedi.
"İngiltere şimdiye kadar isteksizdi"
Öte yandan, İngiltere'nin 20 bin sığınmacının ülkeye alınması önerisinin Avrupa'nın karşı karşıya olduğu büyük zorluğa çözüm olmadığını savunan Uluslararası Af Örgütü'nün sığınmacı uzmanı Steve Symonds, "Yunanistan ve Macaristan gibi ülkeler bu durumla tek başlarına üstesinden gelemez. Bu mevcut krizin sadece tek bir önlemle çözülemeyeceğini ve hiçbir ülkenin bunu tek başına çözemeyeceğini anlamalıyız. İngiltere, şimdiye kadar Avrupa'ya ulaşan sığınmacıların sorumluluğunu paylaşmaya isteksiz oldu. Bu tutum, hayatları kurtarmayı, savaşları bitirmeyi, insan tacirleriyle başetmeyi, krize yönelik kapsayıcı bir çözüm bulunması çabalarını baltalıyor" dedi.
İngiltere, 2014 yılının başında Suriyeli mültecilere kapılarını açacağını duyurmuştu. İngiltere, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile yürüttüğü "Korunmasız Kişileri Yeniden Yerleştirme (VPR)" programı çerçevesinde, özellikle şiddet ve işkence mağdurları ile tıbbi yardıma muhtaç kadın, çocuk ve yaşlı Suriyelilerin ülkeye girişine öncelik veriyor. İngiltere, bu program çerçevesinde Ocak 2014-Ağustos 2014 döneminde zor durumda ve savunmasız olan sadece 216 Suriye vatandaşını topraklarına kabul etti.
İngiltere Başbakanı Cameron önceki gün, 5 yıl içerisinde İngiltere'ye, Türkiye, Ürdün ve Lübnan'daki sığınmacı kamplarından 20 bin Suriyeli'nin alınacağını duyurmuştu.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.


