Ekip
13 Eylül 2026•Güncelleme: 17 Eylül 2026
Devlet korumasındaki çocukların hayatına farklı zamanlarda ve farklı vesilelerle dahil olan gönüllüler, yıllar boyunca sürdürdükleri maddi ve manevi desteklerle çocukların eğitim, barınma ve günlük ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlıyor.
Kimi yaşadığı bir kaybın ardından bir çocukla kurduğu bağla, kimi kimsesiz bir bebeğin elini tutması, kimi de tesadüfen duyduğu bir konuşmanın ardından gönüllülük yolculuğuna başlıyor.
Çocukların eğitim süreçlerinden sosyal yaşamlarına kadar farklı alanlarda yanlarında olan gönüllüler, kurumdan ayrılarak yetişkinliğe adım atanlarla da bağlarını sürdürüyor; bazıları gençlerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için yaşam alanları oluşturulmasına öncülük ederken bazıları ördükleri kıyafetler, sağladıkları ihtiyaç malzemeleri ve gönüllü çalışmalarıyla desteklerini devam ettiriyor.
Farklı hikayelerle başlayan bu gönüllülükler, yıllar içinde çocukların hayatında kalıcı bağlara dönüşüyor.
Kurulmasına öncülük ettiği "Umut Evleri"yle gençlerin hayata tutunmalarına destek oluyor
80 yaşındaki emekli hemşire Havva Gürak, 53 yıldır sürdürdüğü gönüllülük çalışmalarında devlet korumasındaki çocukların eğitim, sağlık ve sosyal gelişimlerine destek olurken, 18 yaşından sonra da hayata hazırlanabilmeleri için “Umut Evleri” kurulmasına öncülük etti.
Gürak, hayırseverlerin desteğiyle oluşturulan evler ve engelli gençler için kurulan iş yeriyle çocukların kendi ayakları üzerinde durmalarına katkı sağlamayı sürdürüyor.
Kazada kaybettiği oğluna benzeyen çocuğun peşine düştü, 45 yılını çocuklara adadı
Oğlunu 24 yaşındayken trafik kazasında kaybeden Sabahat Ekerci, yaşadığı acının ardından başladığı gönüllü çalışmalarda yolu çocuk yuvasına düşünce oğluna benzeyen bir çocukla karşılaştı ve bu karşılaşmanın ardından yaklaşık 45 yılını devlet korumasındaki çocukların hayatına adadı.
Ekerci, "Vallahi bilemiyorum, Allah tarafından itildim. Yani gittim, geldim, mutlu oldum. Hala da mutluyumdur yani. İlla torunlarıma bir şey yapmam, onlara yaparım. Kendim için bir şey istemem, onlar için isterim." dedi.
Devlet korumasındaki çocuklara 40 yıldır sevgiyle uzanan el şimdilerde Anadolu'daki öğrencilere ulaşıyor
Yaklaşık 40 yıl önce tanıştığı devlet korumasındaki çocuklara destek olan Fatma Merzuka Kiper, günümüzde eskisi kadar Çocuk Evleri Sitesi'ne gidemese de ördüğü atkı, bere, hırka ve yelekleri öğretmenleri vasıtasıyla Anadolu'daki ihtiyaç sahibi öğrencilere göndererek yardımlarını sürdürüyor.
Kiper, "Onlarla ilk karşılaşmama biraz korkarak gittim. Çünkü aileleri tarafından terk edilmiş çocuklar. İlk o çocuklara gittiğim zaman 'Acaba ne yiyorlar, acaba nasıl yaşıyorlar?' diye düşünüyordum. Ama baktım ki hakikaten devletimiz çok güzel bakıyor. Çocuklar son derece mutlular. Onların sevgiye ihtiyacı var." dedi.
Kimsesiz bebeğin parmağını tutmasıyla başlayan gönüllü anneliği 30 yıldır sürüyor
Ankara’da yaşayan 62 yaşındaki Nermin Ersoy, 30 yıl önce hastanede dünyaya gelen kimsesiz bir bebeğin parmağını tutmasıyla gönüllü annelik yapmaya başladı. O günden bu yana çeşitli nedenlerle ailesinden ayrı kalan bebek ve çocuklara gönüllü anne olarak destek veren Ersoy, onların bakımına ve gelişimine katkı sağladı.
Ersoy, yıllar içinde yüzlerce çocuğun hayatına dokunurken gönüllü anneliği bir yaşam biçimine dönüştürdü. Çocuklarla kurduğu bağın kendisi için büyük bir anlam taşıdığını belirten Ersoy, onların sevgi ve ilgiyle büyümesinin önemine dikkat çekerek gönüllü anneliğin daha fazla kişiye ulaşmasını istiyor.
Otobüste duyduğu konuşmanın peşinden gitti, 25 yıllık gönüllü annelik başladı
Yeşilköy'den Fındıkzade'ye gittiği otobüste iki kadının Çocuk Evleri Sitesi'nden söz ettiğini duyan 75 yaşındaki Şivazar Akdere'nin ertesi gün merak edip ziyaret ettiği çocuklarla başlayan gönül bağı, "Anne ne zaman geleceksin, elimizi tutacaksın?" sözlerinin ardından 25 yılı aşkın süredir devam ediyor.
Akdere, yıllar önce birlikte büyüdüğü çocukların bugün de kendisini aramaya devam ettiğini dile getirerek, "Hepsi beni arıyor. Nikahlarına gidiyorum, şahit oluyorum. Bebek haberlerini bana veriyorlar, resimlerini gönderiyorlar. Ankara'dan sırf elimi öpmeye gelen çocuğum oldu. Sokakta karşılaşınca 'Şivazar Anne' diye koşup sarılıyorlar. Bana küçüklük fotoğraflarını gösteriyorlar ki hatırlayayım. Onlar beni unutmadı, ben de hiçbirini unutmadım. Emeklerimiz birbirimize boşa gitmedi." ifadelerini kullandı.