TEKİRDAĞ
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin oynanan oyunu gördüğünü belirterek, "İşte görüyorsunuz. 'Şantaja, montaja, dublaja hayır' diyor Tekirdağlı. 81 vilayet, 77 milyon oynanan oyunu görüyor. Milletimiz, Türkiye üzerinde, sandık üzerinde, demokrasi üzerinde oynanan oyunu görüyor ve bu oyuna itiraz ediyor. Meydanlar bu çirkin oyuna itiraz ediyor" dedi.
Erdoğan, partisince, sahil dolgu alanında düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Tekirdağ'ın ilçeleri Çorlu, Hayrabolu, Malkara, Marmara Ereğlisi, Muratlı, Saray ve Şarköy'ü gönülden ve yürekten selamladığını, Tekirdağ milletvekili şair Yahya Kemal ve vatan şairi Namık Kemal'i rahmetle ve minnetle yad ettiğini söyledi. Erdoğan, Tekirdağ'ın yetiştirdiği kahramanları da yad ederek, hepsinin mekanının tüm şehit ve gazilerle beraber cennet olmasını temenni etti.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 3,5 ay önce, 6-7 Aralık'ta Tekirdağ'a geldiğini, merkezde 318 trilyon liralık eser ve yatırımı açtıklarını dile getirerek, Çorlu'da 308 trilyon liralık, Çerkezköy'de 376 trilyon liralık yatırımları hizmete açtıklarını hatırlattı.
Erdoğan'ın, "Bak görüyorsunuz kızancıklar fena kızdı. 'Sandıkları patlatacağız' diyorlar. Öyle mi kızancıklar?" sözlerine kalabalık da "Evet" diye karşılık verdi. Erdoğan, 30 Mart'ta sandıkların aydınlanacağına inandığını dile getirdi.
İki gün içerisinde, Tekirdağ ve tüm ilçelerinde toplam 1 katrilyon 200 trilyon liralık yatırımları hizmete aldıklarını ifade eden Erdoğan, 3,5 ay sonra çok daha muhteşem bir coşkuyla, daha büyük bir heyecanla Tekirdağ ile yeniden kucaklaştığını vurguladı.
"Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim kardeşliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim etsin. 30 Mart seçimleri ülkemiz için, milletimiz için, demokrasimiz için, en çok da Tekirdağ için hayırlara vesile olsun" diyen Erdoğan, dün Çanakkale'de 18 Mart Şehitler Günü'nü yad ettiklerini ve Çanakkale Zaferi'nin 99. yıl dönümünü kutladıklarını, Edirne'de de muhteşem bir katılımla, muhteşem bir miting gerçekleştirdiklerini, Tekirdağ'ın ardından da Silivri'de miting yapacaklarını söyledi.
Kasetleri ne yapacaksın
"Buradan Silivri'ye selam, yola devam" diyen Erdoğan, Çanakkale ve Edirne'nin çok farklı, ancak Tekirdağ'ın çok ama çok farklı olduğunu söyledi. Meydana sığmayanların arka taraflarda bir araya geldiklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Türkiye oynanan oyunu görüyor. İşte görüyorsunuz. 'Şantaja, montaja, dublaja hayır' diyor Tekirdağlı. 81 vilayet, 77 milyon oynanan oyunu görüyor. Milletimiz, Türkiye üzerinde, sandık üzerinde, demokrasi üzerinde oynanan oyunu görüyor ve bu oyuna itiraz ediyor. Meydanlar bu çirkin oyuna itiraz ediyor. Şehirlere girişimizde, mitingimizi yaptığımız yere kadar geçtiğimiz yollar, sokaklar, caddeler, balkonlar, pencereler bu kirli ittifaka itiraz ediyor. CHP de MHP de artık iradelerini, artık akıllarını Pensilvanya'ya kiraya verdiler. Şimdi 30 Mart'ta benim milletim bu hesabı soracak. Ne diyecek biliyor musunuz? 'Ya arkadaş, senin Amerika'da ne işin var? Sen vatansever misin? Gel vatanına. niye kaçtın gittin buradan. Eğer suçun filan yoksa niye Amerika'da yaşıyorsun. Sene 1999-2014. 15 yıldır sen buralarda yoksun. Sen yapacaksan gel burada yap. Niye oradan sen kalkıp da Türkiyemi karıştırıyorsun ya'. Bakıyorsun ki her kirli oyunun altında sen çıkıyorsun. Ne diyor? Bugüne kadar susmuş, 2-3 gündür konuşmaya başlamış. Bedduaları kim yaptı, sen yapmadın mı? Ondan sonra geri vitese taktı. 'Yok' dedi, 'Allah'ın gücüne gidiyor' dedi. Tamam da o kasetleri, onları ne yapacaksın, nereye saklayacaksın? Kendi televizyonların bile bunları yayınladı. Sen değil misin, Savaş Ay ile mülakatı yapıp, Savaş Ay'a, 'Ben bugüne kadar bir oy kullandım. Şu anda Hazreti Cebrail gelse, parti kursa, onun partisine bile oy vermem' diyen sen değil misin?"
Öyle dualar alıyoruz ki bize Hak yeter
Kalabalığın "Dik dur eğilme" sözleri üzerine Erdoğan, "Hiç endişeniz olmasın, dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Allah'tan başka kimsenin önünde eğilmedik, bundan sonra da eğilmeyeceğiz, hiçbir gün Allah'ın izniyle" diye konuştu.
Erdoğan, "Sen ne biçim hocasın ya. Türkiye'den kaçıp gidiyorsun. İstifaen. Emekli falan değil ha. Bir de kendisine o paralel yapı pasaport tezgahlıyor. O pasaportla beraber Amerika. Bakalım ne kadar orada kalabilecek. Öyle yok. Oradan sen ülkemi karıştıracaksın, biz de seni bırakacağız. Yok öyle 25 kuruşa bir simit. Benim için, 'Sizin beddualarınız tutmadı' diyor. 'Ameliyat oldu. Eğer beddualarınız tutsaydı, bu gitmişti' diyor, benim için. Dediği ne uzun adam. 'Uzun adam gitmeliydi'. Biz öyle dualar alıyoruz ki, şu kardeşlerimin duaları, Türkiye'de tüm kardeşlerimin duaları, hele hele Sudan'dan, Suriye'den, Libya'dan, Myanmar'dan, Mısır'dan, Filistin'den, dünyanın her yerinden hamd olsun gelen dualar bize yeter. Bize halkımız yeter, bize Hak yeter Hak" şeklinde konuştu.
Yerel seçimlere 12 gün kaldığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bunların ablaları varmış. Sizin kapılarınızı da çaldılar mı? Bunlara şunu söyleyin; ya sizde zerre kadar insaf yok mu? Siz de utanma yok mu, sizde ar yok mu, siz de haya yok mu? Ya sizin o hocanız, bizim kızlarımızın başını açtırtan değil mi? 'Başörtüsü füruattır' diyen değil mi? Bu nasıl hoca ya? Sizin hocanız kestane pazarında imamken başka konuşuyordu ama 28 Şubat oldu başka konuşmaya başladı. 'Bu ne iş ya' diye sorun. Ondan sonra hocanıza söyleyin de partisini kursun, kendisi de buraya gelsin, boyunun postunun ölçüsünü alsın. Fakat enteresan olan şu; bu CHP Genel Başkanı bununla ilgili parlamentoya acayip şekilde vermiş olduğu soru önergesi var. Bu önergeyle beraber kendisini hakkında çok çok olumsuz şeyler soruşturuyordu. Hatta milletvekilleri aynı şekilde. Şimdi dostluk arttı. Bakıyorsunuz MHP 'okyanus ötesi' diyordu verip veriştiriyordu. Ama şimdi dostluk arttı. Tek düşmaları var şimdi üçünün de AK Parti. Bize dost olarak Allah yeter."
Sabrettiklerini ifade eden Erdoğan, "Siz de sabrettiniz. Ne oldu? Okullarımıza kızlarımızı başörtülü olarak almıyorlardı. Öyle mi? İmam hatiplerin orta kısımlarını kapatmışlardı. Öyle mi? Devlet dairelerine sokmuyorlardı. Şimdi geçenlerde çıkmış Kılıçdaroğlu ne diyor? Diyor ki 'başörtü sorununu ben çözdüm'. Güler misiniz, ağlar mısınız? Bunda her numara var, takiye, yalan, iftira, fitne, fesat her şey var. Önce evinin adresini öğren. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu, geldi Kağıthane'ye kaydını yaptırdı. Kağıthane'de ikameti, sordular kendisine 'nerede oturuyorsun?' 'Kağıtepe' dedi. Bununla da bitmedi iş. Seçim günü oyunu dahi kullanamadı. Bu ne demek biliyor musunuz? Buna üç tane koyun verin kaybedip gelir. SSK'yi, Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerini batıran bu. Yolsuzluklarla batırdı. Hatırlıyorsunuz o günleri değil mi?" diye konuştu.
Ayrım ortadan bizimle kalktı
Erdoğan, eskiden hastane kapılarına gittiklerini ve kuyrukta beklediklerini anlatarak, şöyle devam etti:
"O gün muayene oldun oldun, belki yarına da kalırsın. Doktor bey ilaç verir inersin oradaki eczaneye ilacı istersin. Eczacı ikisini verir, ikisi yok. 'Nereden alacağım' dediğinde 'paranla git dışarıda eczaneden al' derdi. Kimdi genel müdür? Kılıçdaroğlu. Bu ya, bu adamın cemaziyelevveli bu. Şimdi istediğin hastaneye gidiyor musun, istediğin eczaneden ilacını alıyor musun kardeşim? Ayrım var mı? Benim başörtülü bacım, artık okullarımızın orta kısımları açıldı mı? Artık istediği üniversiteye imam hatipli, meslek liseli gidebiliyor mu? Katsayı kalktı mı? Başörtülü bacılarım devlet dairelerinde çalışabiliyor mu?"
Ayrımın ortadan kendileriyle kalktığını vurgulayan Erdoğan, normalleşmenin bu olduğunu söyledi.
Erdoğan, başörtülü ile başı açık kardeşlerinin hepsinin bir arada olduğuna işaret ederek, "Mesele bu. Birlik, beraberlik, kardeşlik bu. Türkiye bu" diye konuştu.
Buralara durup dururken, rastgele gelmediklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Benim bugün Tekirdağ'a bir hitabım var. Nedir o biliyor musunuz? AK Parti olarak biz Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Romanıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Arnavtuyla, Boşnakıyla, aklınıza ne gelirse tek milletiz. Tek millet, iki; tek bayrak.. Ama ben şunu söyleyeyim; ben Türk'ü Türk olduğu için sevmiyorum, ben Kürd'ü Kürt olduğu için sevmiyorum, Roman'ı Roman olduğu için sevmiyorum, beni yaradan Allah onları da yarattığı için seviyorum. Bizim farkımız bu. BDP'ye bakıyorsun siyasi Kürtçülük yapıyor. MHP'ye bakıyorsunuz siyasi Türkçülük yapıyor. Öyle mi? Birisi Kürtçülük, birisi Türkçülük... CHP'ye bakıyorsun o da diyor ki 'ben de kumsalların partisiyim'. Biz 77 milyonun partisiyiz, biz 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Farkımız bu. İkincisi; tek bayrak. İşte bu. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin simgesi. Ne diyor Mithat Cemal, Allah rahmet etsin... 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır'. Bizim reklamı izliyorsunuz değil mi? 'Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal'. Bak, şu dalgalanışı görüyor musun? Şu güzelliği görüyor musun? Mesele bu, bunun uğruna her şey feda. 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda. Canı cananı bütün varlığımı alsın da hüda etmesin beni tek vatanımdan beni dünyada cüda'. Onun için ne diyoruz? Tek vatan, 780 bin kilometrekareyle..."
Alandakilerin "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklinde slogan atması üzerine Erdoğan, "Biz sizlerle gurur duyuyoruz" dedi.
Erdoğan, en batıda ne varsa en doğuda, güneydoğuda da o olacağını, en kuzeyde ne varsa en güneyde de o olacağını vurgulayarak, ayrımın olmadığını dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, "Allah için soruyorum, '10-15 yıl önce denseydi ki 'Ağrı'da, Iğdır', Kars'ta, Şırnak'ta havalimanı olacak?' İnanır mıydınız? Şimdi var... Hakkari'yi de yapıyoruz. Hakkari biraz gecikti. Niye biliyor musunuz? Bölücü terör örgütüne rağmen, onlarla olan mücadele sebebiyle. Biz böyle gidiyoruz" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu'na eleştiri
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiren Erdoğan, "Utanmadan, sıkılmadan bu Kılıçdaroğlu ikide bir şunu söylüyor; 'Yolsuzluk da yolsuzluk. Yolsuzluk da yolsuzluk.' Kılıçdaroğlu aynaya bak aynaya... Yolsuzluğun bir numarası sensin. Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış. Sen busun. Yavuz hırsızsın sen. Sen bunu 'Rahşan affı'yla yırttın. Ve bir klasörün önüne, yolsuzluk klasörünün önüne geçtin poz verdin, o hakkında yolsuzluk klasörünü hazırladığın kişiyi partiden ihraç ettiniz, şimdi de İstanbul'a büyükşehir belediye başkan adayı yaptın ya. Sen busun" diye konuştu.
Yalancının mumunun yatsıya kadar yandığını, bunlarınkinin yatsıya kadar bile dayanmadığını, erken söndüğünü ifade eden Erdoğan, "Bunda çok hayırlar var. İnşallah İstanbul'da da derslerini alacaklar. Ve istiyorum ki, Tekirdağ'da da derslerini alsınlar" şeklinde konuştu.
Tekirdağ'ın büyükşehir olduğunu ve CHP'nin bu duruma karşı çıktığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ya, hangi yüzle bu adam geldi de burada konuştu. Tekirdağ'ın büyükşehir olmasına karşı çıkıyor, ondan sonra gelip burada oy istiyor. Şimdi ben buradan Tekirdağlı tüm kardeşlerime sesleniyorum; senin büyükşehir olmanı istemeyen bir parti liderine veya genel müdürüne veya o partiye oy verecek misin? Ya istiyor ki, sen yine öyle küçük bir belediye olarak kal. Buna dersi vermek lazım. Kaldı ki, bunlar belediyecilikten anlamaz. Bu iş bizim işimiz. İşte bu kardeşiniz İstanbul'u biliyorsunuz CHP belediyesinden aldı. O zaman İstanbul yanı başınızda biliyorsunuz, susuzdu. İstanbul'da hava kirliliği vardı. İstanbul'da çöp dağları vardı. İki yılda çöp dağlarından temizledik. Susuzluğunu giderdik. Nereden? Istranca Dağları'ndan İstanbul'a, 180 kilometre dağları deldik su götürdük. Hava kirliliği... Aynen giderdik. Bakın, bizim iktidarımıza kadar İstanbul'da 52 bin aileye doğalgaz gelmişti. Göreve geldim, 4,5 senede 1 milyon 200 bin aileye doğalgaz getirdik. Aramızdaki fark bu ya. Bunlar belediyeciliği bilmez, anlamaz, bunların derdi de yok. Onun için diyorum ki, biz şimdi Tekirdağ'da, ilçelerimizle beraber şöyle bir devrim yapalım. Tekirdağ'ı AK Parti'ye teslim edelim ve Tekirdağ'ı şöyle gerçekten modern bir şehir haline, her yönüyle getirelim. Biz bunun için hizmetinizdeyiz. Her şeye varız. Ama oy sizde, yetki sizde, karar sizin. Siz bu kararı verdiğiniz taktirde her şey hallolur."
Bunun hesabını sormak bizim görevimiz değil mi?
Telefon dinlemelerine değinen Erdoğan, "Bu telefon dinleyenlere aldanmayın. Bir başbakanın telefonunu dinlemek yasaktır. Ama bunlar maalesef sahtekar. Bunlar korsan. Bunlar casusluktan yargılanacak casusluktan... Çünkü bu casusluk suçuna girer, sıradan bir olay değil bu. Sen cumhurbaşkanını, başbakanı, meclis başkanını, bakanları dinleyeceksin, ondan sonra bunu uluslararası bazı yerlere, bunu aynı şekilde bildirmediğinin garantisi var mı? Bunlar boşuna yasaklanmıyor. Bunun hesabını sormak bizim görevimiz değil mi? Soracağız bunun hesabını. Bunlara yardım yataklık yapan kimler varsa, hepsine bunların hesabını soracağız" diye konuştu.
Erdoğan, "Bunlar bu ülkede birçok şeylerin istismarını yaptılar. Zekat topladılar ama zekat yerine verilmedi. Kurban topladılar, kurbanlar kesilmedi" diyerek, şunları kaydetti:
"Ben Tekirdağ'a sesleniyorum, bunların dershanelerinde yavrularınız varsa çekin alın. Bakın size açık söylüyorum, biz hafta sonlarında takviye kursları açacağız Milli Eğitim olarak. Ücretsiz olarak yavrularınıza takviye kursu biz vereceğiz. Bunların okullarında okuyan çocuklarınız varsa alın. Devletin okulları bize yeter. Ben devletin okullarından geldim. İmam hatipte okudum. Çocuklarımın dördü de imam hatipte okudu. Hepsi de oradan yetiştiler. Elhamdülillah hiçbiri sokakta kalmadı. Şimdi bazı haberler alıyorum, efendim evlerinden atıyorlarmış. Yurtlarından atıyorlarmış. Bunlar yaparlar, bunlar zalimdir yaparlar. Ama bak size şunu söylüyorum; gece beddua seansları düzenliyorlar. Başbakana beddua... Ya, 12 sene önce aklınız neredeydi? 12 sene önce bu başbakan iyiydi, bu başbakana methiyeler düzülen kitaplar geliyordu, tespihler geliyordu, son iki sene, üç sene ne oldu da bu başbakan kötü oldu, beddualar geliyor şimdi. Menfaatinize mi dokundu? Ne oldu ananasların yolunu mu kestik? Rafineriyle ilgili ihalelere mi bir şeyler oldu? Dert başka... Rant, rant... Korkunç rant vardı, bu rant kesilince, diyor ki, 'bir ceketim var' diyor, sevsinler senin bir ceketini. Yalana bak ya... 'Bir ceketim var', saraylar ne olacak? Amerika'da, Pensilvanya'da devasa bir çiftlikte oturacaksın. Gelen gidene de orada bir yer yatağı göstereceksin. 'İşte bak böyle yatıyor, böyle bir hayat yaşıyor, çok da münzevi bir hayat yaşıyormuş'. Amerika'da inzivaya çekilmiş. Türkiye'de inzivaya çekilecek yer yok muydu? Madem suçun yok, herhangi bir sıkıntın yok, sen de burada inzivaya çekilseydin. Bak Said-i Nursi Sibirya'ya sürüldü. Sibirya'dan fırsatını buldu, hemen Türkiye'ye döndü. 'Ve ben vatanımda öleceğim' dedi. Hani sen Said-i Nursi'yi seviyordun ya? Takiye, yalan her numara var."
Onların tuzakları varsa halkın da Hakk'ın da bir tuzağı var
Erdoğan, ne olursa olsun kendilerinin doğru olanı yapacaklarını belirterek, "Onların tuzakları varsa halkın da Hakk'ın da bir tuzağı var, bunu unutmayın. İşte 30 Mart bunun tarihi. Şimdi 30 Mart'ta ben diyorum ki, bizim ablalarımız var burada. Siz bizim ablalarımızsınız. Ama onların ablaları varsa bizim de ablalarımız var. Şimdi ben ablalarımdan bir şey rica ediyorum. 12 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Ama durmak yok, yorulmak yok, çok çalışacağız. Tekirdağ merkez, tüm ilçeler çok çalışacağız. Ve 30 Mart akşamı sizden müjde bekliyorum. Abiler, siz ne alemdesiniz? Çok çalışacağız çok... Durmak yok. Aman ha, kapı kapı... Bunların iftira dolu dağıttıkları gazeteler var, broşürler var. Artık bunlar tamamıyla kayış attılar. Her türlü yalan bunlarda var, iftira var, her şeyi yapabilirler. Ama biz yolumuza devam edeceğiz. Çünkü yeni bir dönem başlayacak. Ya 'eski Türkiye' diyeceğiz ya 'yeni Türkiye' diyeceğiz. Biz, yeni Türkiye'ye 'evet' diyoruz" şeklinde konuştu.
Tekirdağ'a şehir hastanesi
Erdoğan, Tekirdağ'ın büyükşehir statüsüne kavuşmasıyla gelirlerinin artacağını belirtti. Erdoğan, konuşmasındaTekirdağ'a yapılan ve yapılacak hizmetlere şu sözlerle değindi:
"İnşallah Tekirdağımıza da bir şehir hastanesi kazandırıyoruz. 480 yataklı bir şehir hastanesi. Kamu özel ortaklığıyla yapacağımız bu şehir hastanesinin içinde inşallah, yok yok. Burada ne ararsanız bulacaksınız. Bu hastaneye girdiğiniz zaman kendinizi bir başka dünyada hissedeceksiniz. İstanbul-Tekirdağ-Kırklareli-Edirne Hızlı Tren projesini hazırladık. Yatırım programına aldık. Yakında İstanbul'a kadar gelecek olan yüksek hızlı treni, Tekirdağ üzerinden Edirne'ye kadar uzatacağız. 40 yıl sonra, Türkiye'de bir ilimizi demiryollarına, demiryolları aracılığıyla Türkiye'ye ve Avrupa'ya bağladık. Tekirdağ-Muratlı Hattı'nı kim tamamladı? Biz tamamladık, biz! Ah kardeşlerim! 'Yetmez' dedik. Tekirdağ Karayolu'nu nasıl bölünmüş yol haline getirdiysek, demiryolunu da bölünmüş yol haline getirelim dedik ve getirdik. Bu yolun bir ucunda ne var? Marmaray var. Bu, Marmaray ile bütünleşiyor. Diğer ucunda, 12 bin kilometrelik Türkiye demiryolları var. Avrupa'dan gelen yükler veya Avrupa'ya giden yüklerin dağıtımı artık Tekirdağ üzerinden yapılıyor. Şimdi, şu Tekirdağ Limanı'nı bir iç liman olmaktan çıkardık. Bir Avrupa limanı haline getirdik. Marmaray, sadece İstanbul'un değil aynı zamanda Tekirdağ'ın da bir projesidir."
Kalabalıktan, Tekirdağ-Hayrabolu yolu yapımı talebinin iletilmesi üzerine ise Erdoğan, "Notlarını alın bakalım. İnceletelim" diyerek talimat verdi.
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bakınız 2 yıl sonra, yük trenleri gündüz Tekirdağ Muratlı Hattı'ndan Derince ve Bandırma limanlarına ulaşarak Avrupa bağlantısını sağlayacak. Gece saatlerinde ise Marmaray'dan geçecek. 150 yıldır yenilenmeyen Rumeli Demiryolu'nun Tekirdağ kısmının tamamını yeniledik. Hat üzerindeki tarihi istasyonları aslına uygun olarak restore ettik. Tekirdağ'a yeni bir gar yaptık. Avrupa'ya taşınan ve Avrupa'dan gelen yükler için Tekirdağ'da modern bir yük toplama merkezinin yapılması için de projeyi hazırlıyoruz. Trenlerin yükleme ve boşaltması için limanın kapak ve yollarını da yeniden dizayn ettik. Kardeşlerim! Yılda 2 milyon ton yük kapasitesi olan Çorlu'dan Martaş Limanı bölgesine 30 kilometrelik demiryolu bağlantısının projelerini hazırladık, şimdi sıra bunun inşasına geldi. Kardeşlerim! Bizim, Tekirdağ'a şu ana kadar yaptığımız yatırım ne biliyor musunuz? 7 katrilyon."
Erdoğan, Tekirdağ'a toplam 7 milyar liralık yatırımın bakanlıklara dağılımını şöyle aktardı:
"Gıda Tarım ve Hayvancılık'ta 1 katrilyon 600 trilyonluk yatırım yaptık, Tekirdağ'da. İller Bankası olarak yaklaşık 1,5 katrilyonluk yatırım yaptık. Ulaştırma ve Haberleşme'de 1,5 katrilyon, eğitimde üniversite dahil 544 trilyon, Aile ve Sosyal Politikalar'da 335 trilyon, Orman ve Su İşleri'nde 307 trilyon, Adalet'te 270 trilyon, Sağlık'ta 210 trilyon yatırım yaparak Tekirdağ'ın çehresini değiştirdik. Kardeşlerim! Eğitim'de 2 bin 329 yeni derslik inşa ettik. Türkiye genelinde, Cumhuriyet tarihinin derslik sayısının yarıdan fazlasını 205 bin derslikle biz yaptık. Şimdi FATİH Projesi geliyor Tekirdağ'a. 946 etkileşimli tahtayı sınıflarımıza yerleştirdik. 870 adet tablet bilgisayar dağıttık yavrularımıza."
Katılımcılara "Kitapları ücretsiz olarak alıyor muyuz?" diye soran Erdoğan, "Evet" yanıtını alınca, şöyle devam etti:
"Üniversite (öğrencileri) biz geldiğimizde burs ne alıyordu biliyor musunuz? Üç ayda 45 liracık. Şimdi? Şu anda gelinen nokta ayda 300 lira veriyoruz. 200 lira da Kredi Yurtlar'da kalıyorsa beslenme yardımı veriyoruz, (toplam) 500 lira. Farkımız bu. Kardeşlerim! Bununla kalmadık, daha önemli adımlar atıyoruz. Eğitimde inşallah okullarımızı bir taraftan çoğaltmaya devam ediyoruz. Bunlar süratle devam edecek. Hem okul ihtiyacımızı karşılayalım hem öğretmen ihtiyacımızı karşılayalım istiyoruz. 2006 yılında Tekirdağ'da Namık Kemal Üniversitesi'ni kim kurdu? Biz kurduk, biz. Ah kardeşlerim! CHP'ye gönül veren, MHP'ye gönül veren kardeşlerim, bunların burada dikili ağacı yok, dikili ağacı. Bunları biz yaptık. Marifet iltifata tabi. Ben de diyorum ki Tekirdağlı kardeşlerime, 'Bize güç verin'. Çok daha farklı bir şekilde Tekirdağımıza hizmet verelim, çok daha farklı. Çünkü Tekirdağ, büyükşehir olarak çok daha büyük hizmetlere layık. Bunun yapılması gerekiyor. Bunları yapacağız. Öyle de olsa böyle de olsa yapacağız ayrı mesele ama yerel yönetimle eğer merkezi yönetimi birleştirirsek bu ayrı bir güç olur."
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'ne bir tıp fakültesi kazandırdıklarını, 8 fakülte, 11 meslek yüksekokulu, 3 yüksekokul ve 3 enstitü açtıklarını kaydeden Erdoğan, "Şu anda Namık Kemal Üniversitesi'nde, hamd olsun 23 binden fazla öğrenci var. Tekirdağ, 832 kişi kapasiteli 3 yükseköğrenim yurdu açtık. Bunları artıracağız. Üniversite öğrencilerine toplamda 73 trilyon burs ve kredi verdik" dedi.
Sağlık alanında yapılan çalışmalara da değinen Erdoğan, şöyle devam etti:
"İnsan odaklı sağlık politikalarımızda yeni hastaneler inşa ettik. Tıbbi cihaz, araç gereç, personel ihtiyaçlarını giderdik. Çorlu'ya, Çerkezköy'e, Malkara'ya, Saray'a, Marmara Ereğlisi'ne toplamda 530 yataklı devlet hastanelerini biz kazandırdık. 200 yataklı Çerkezköy Devlet Hastanesi ve Tekirdağ Ağız Diş Sağlığı Merkezimizin yapımı süratle devam ediyor. 75'er yataklı Malkara ve Saray'a, 30 yataklı Şarköy'e devlet hastaneleri yapacağız. İhalesi tamamlanır tamamlanmaz bunların yapımına başlıyoruz. Çorlu'ya da Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi kuruyoruz. Kardeşlerim! Bunu biz yaparız. CHP bunu yapamaz. Ne bunların böyle bir derdi ne böyle bir aşkı var. Toplu konutta, 5 bin 386 konut inşa ettik. Sahiplerine teslim ettik. Kardeşlerim! 2002 yılına kadar Tekirdağ'a yapılan bölünmüş yol neydi biliyor musunuz? 87 kilometre. 79 senede 87 kilometre bölünmüş yol yaptılar. Biz 12 yılda 226 kilometre bölünmüş yol yaptık. Farkımız bu."
Erdoğan, ayrıca, KÖYDES ile köyleri, BELDES ile beldeleri desteklediklerini belirtti. Eski Özel İdare Genel Sekreteri olan AK Parti'nin Tekirdağ belediye başkan adayı Mustafa Yel'in de bu hizmetleri adım adım desteklediğini ifade eden Erdoğan, kendisinden belediye başkanı olarak, tüm ilçeler ve mahallelerine hizmetleri büyük bir ufki bakışla, il geneline yaymasını istediklerini aktardı. Erdoğan, "Biz de merkezi yönetim olarak, yanında yer alarak, milletvekillerimizle inşallah, Sağlık Bakanımız Edirne Milletvekiliyle, aynı şekilde Kırklareli Milletvekilimiz hep birlikte, Trakya'yı adeta bir şehir gibi ele alalım ve Trakya'nın genelini ayağa kaldıralım istiyoruz" diye konuştu.
"Tekirdağ'ın büyükşehir olmasına karşı çıkan bu CHP'ye, bu MHP'ye 30 Mart'ta 'evet' dememeliyiz" diyen Erdoğan, "İnşallah biz bütün imkanlarımızla ve artan imkanlarıyla Tekirdağ'ı, potansiyeline, imkanlarına ve gücüne uygun şekilde büyükşehir yaptık. Büyükşehir Tekirdağ'a inanıyorum ki büyük hizmetler yakışır. Ama onu da buranın hizmetkarı olacak bir arkadaşımızla yapmamız lazım. Çünkü bizim anlayışımız hizmet siyaseti. Ne diyoruz biz, daima millet. Büyük medeniyet yolunda insan, demokrasi, şehir anlayışımız bu" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Tekirdağ'ın kıyılarının temizlenmesi, ekilebilir arazilerinin suya kavuşturulması ve tarihi evlerinin restorasyonunun gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tüm bunları hükümet ve büyükşehir belediyesi ele ele verip gerçekleştireceğiz. Kardeşlerim, Tekirdağ adayımızı zaten tanıdınız. Büyükşehir belediyesi başkan adayımız inşallah Mustafa Yel kardeşimiz. Fakat benim sizden isteğim, 12 gün kapı kapı dolaşarak inşallah sandıkları... Kardeşlerim, inşallah 30 Mart'tan sonra, bak ne yazıyor, 'Mustafa Yel ile kazanalım, Tekirdağ'da destan yazalım'. Kızancıklar, çok çalışacağız ha, tamam mı? Edirne'nin kızancıklarına da haber verin ha. Bak Edirne'de biraz çalışsınlar. Edirne'yi de almamız lazım. Kırklareli'ye haber gönderin, orayı da almamız lazım. Tamam, el ele vereceğiz, tüm Trakya'da kızancıklar el ele vereceğiz. Bu işi bitirmemiz lazım, tamam. Bu defa destan yazılması lazım. Şimdi Mustafa Yel kardeşimiz projeleriyle, enerjisiyle, birikimiyle, Allah'ın izniyle bu işin üstesinden gelir. Çünkü şu ana kadar yaptığı iş zaten bir yerde bu idi. Çünkü Özel İdare'nin genel sekreteri olarak yaptığı iş buydu. Ama diğerlerinin bu işten haberi yok, onlar bu işin çok çok dışında. Ben diyorum ki inşallah şu 12 gün bizim ablalarımız var, çalışacağız. Bizim abilerimiz var, çalışacağız. Kapı kapı dolaşacağız. Yel'i, Mustafa'yı size emanet ediyorum. Müjde bekliyorum sizlerden."
Erdoğan, daha sonra katılımcılarla birlikte "Beraber yürüdük biz bu yollarda" şarkısının sözlerini söyledi.
Notlar
Tekirdağ sahil dolgu alanında düzenlenen mitinge vatandaşlar arama noktalarından geçerek alındı. Alana iki dev Türk bayrağı ile Mustafa Kemal Atatürk ve Recep Tayyip Erdoğan'ın büyük boy posterleri asıldı.
Miting öncesi paramotorla AK Parti bayrağı dolaştı. Alandakilere, AK Parti'nin Tekirdağ ve Türkiye'deki icraatlarını anlatan filmler, alana kurulan iki ekrandan izletildi.
Alanda bulunanlar, AK Parti ve Türk bayrakları ile "Şantaja, montaja, dublaja hayır", "Ak üzüm asmasıyım, ustanın hastasıyım", "Rahat ol usta, seninleyiz her hususta" ve "İşte burada kızancıklar, 30 Mart'ta patlayacak sandıklar" şeklinde dövizler taşıdı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, Tekirdağ Valiliği'ni ziyaretinin ardından alana parti otobüsüyle geldi, konuşma yapacağı platforma eşi Emine Erdoğan ile çıkarak, halkı selamladı.
Konuşması sırasında bir vatandaşa, Balık Ayhan'ı kast ederek "Balık yok mu Balık?" diye soran Erdoğan, vatandaşa, "Selam söyle" dedi.
"Tekirdağ seninle gurur duyuyor", "Türkiye seninle gurur duyuyor", "Dik dur eğilme, bu millet seninle" şeklinde sloganlar atılan mitingin sonunda Erdoğan, vatandaşlara takım atkısı ve karanfil, eşi Emine Erdoğan da karanfil attı. Bu sırada havai fişek gösterisi de yapıldı.
Erdoğan, miting sırasında kalabalık arasından rahatsızlık geçirenler için sağlık ekibi anons etti.
Silivri'de miting
Erdoğan, Tekirdağ mitinginden sonra helikopterle geldiği Silivri Atatürk Meydanı'nın yanındaki festival alanında partisince düzenlenen mitingde halka hitap etti.
"Çok özledik be Usta' diyor. Ben de çok özledim Silivri. Diyorum ki, 30 Mart'tan itibaren bu özlemi giderelim" diyerek konuşmasına başlayan Erdoğan, bugün Edirne'de olduklarını anımsattı.
Edirne'de önlerine bir pankart çıkarıldığını ve o pankartta, "Sen verdiğin sözü tutarsın, seni Silivri'ye bekliyoruz" yazdığını belirten Erdoğan, aslında bugün gündemlerinde olmadığı halde, o pankart üzerine Silivri'ye geldiklerini anlattı.
Başbakan Erdoğan, "Şu muhteşem Silivri, üç saat içerisinde bu tabloyu hazırladı. İlçe başkanıma teşekkür ediyorum. Yönetim kuruluna teşekkür ediyorum. Belediye başkanıma teşekkür ediyorum. Bütün meclis üyelerimize, il başkanıma, yönetim kuruluma, büyükşehir belediye başkanıma teşekkür ediyorum. Zira üç saatte AK Parti'nin böyle bir organizasyonu yapması taktire şayandır. İşte bu kadro devlet yönetir. Bu kadro Türkiye'yi yönetir. Bu kadro İstanbul'u yönetir. Bu kadro Silivri'yi yönetir" diye konuştu.
Vatandaşlarla bu yolda beraber yürüdüklerini ve beraber yürümeye devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, Silivri'de bir beş yıl ara verdiklerini anlatarak, şunları kaydetti:
"Ne yapıldıysa beş yıldan öncesinde yapıldı. Şu beş yıl bir fetret devriydi. Maalesef CHP belediyesi buraya bir şey vermedi, veremedi ve Kadir Başkan, bu süre içerisinde yaklaşık 1,2 katrilyonluk yatırım yaptı sadece Silivri'ye ve köylerine. Eser siyaseti mi, yoksa ideoloji siyaseti mi? Hizmet siyaseti mi, yoksa ideoloji siyaseti mi? Bakınız, Silivri, doğalgazla ne zaman tanıştı? Bizimle tanıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyemiz 45 günde Silivri'ye doğalgazı getirdi. Modern olmak, lafla olur mu Allah aşkına? İcraatla olur icraatla... İcraat bizim işimiz. CHP bol bol laf salatası yapıyor. Şu anda bu tabloyu gören bazı CHP'lilerin çok rahatsız olduğunu yolda gördüm. Çok çirkin yollara tevessül ediyorlar. 30 Mart akşamında sandıkta bunlara öyle bir demokrasi dersi verin ki, bir daha bellerini doğrultamasınlar. Çünkü bizim yolumuz sandıktan geçer."
Bu oyun 30 Mart'ta bozuluyor
Başbakan Erdoğan, CHP'nin ve MHP'nin yolunun hakaretten geçtiğini ifade ederek, "Birilerinin yolu da Pensilvanya'dan geçer. Şimdi ne kaldı 11 gün... Bizim ablalarımız burada. Birilerinin ablaları varmış, bizim de ablalarımız var. Bizim ablalarımız burada... 11 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Onların abileri varmış. Bizim abilerimiz de burada. 11 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Çıkmışlar şunu söylüyorlar; 'AK Parti iktidarı yolsuzluk iktidarıdır'. Montajlar, dublajlar, bunlarda ne ararsanız var. Bunlarda takiye var, yani riyakarlık. Bunlarda yalan var. Bunlarda iftira var. Bunlarda fitne var. Bunlarda fesat var. Aileleri böldüler aileleri... Milleti parçaladılar. Ayrımcılığın daniskası bunlarda. Fakat bu oyun 30 Mart'ta bozuluyor. Kiminle? Sizinle sizinle..." diye konuştu.
İki yıl önce, ''Pensilvanya'daki zata'', Türkçe Olimpiyatlarında haber gönderdiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Dedim ki; 'Ya çık gel, çık gel. Bak bu millet sizi özlüyor. Suçun yok, hiçbir şeyin yok, çık gel.' Niye gelmiyor? Vatan seversen gel. Bu milleti seversen gel. O milleti maalesef parçalamak için fitne fesat üretiyor ve inanç değerlerimizle adeta oynuyor. İşte 30 Mart bu oyunu bozmanın tarihi. 30 Mart'ta bunu başarmamız lazım. Yolsuzluğun olduğu bir ülkede siz, o ülkenin milli gelirini 230 milyar dolardan, bakın 79 senede 230 milyar dolara ulaştırmışlar, biz şurada 12 senede bunun üzerine ne ilave ettik, 590 milyar dolar ilave ettik. 820 milyar dolara ulaştırdık. Halep oradaysa arşın Silivri'de."
Bunlar yıkmak için gelmişler
Başbakan Erdoğan, 79 senede Türkiye'de 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldığını, iktidarlarının ise 12 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptığını belirterek, şöyle devam etti:
"Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunları yapabilir mi? Bakınız, çok daha enteresanı, şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin IMF'ye borcu yok. Biz iktidarı kimden aldık? MHP'den aldık. Kimden aldık? Yavru CHP, DSP'den aldık. IMF'ye ne borç vardı? 23,5 milyar dolar. Geçtiğimiz 14 Mayıs'ta bunu sıfırladık mı? Sıfırladık. Şimdi IMF bizden borç istiyor. 5 milyar dolar borç vereceğiz. Milli bankamız Merkez Bankamız değil mi? Merkez Bankası'nı bu MHP bize ne kadarla devretti biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Peki şimdi kasada ne var? 128 milyar dolar. Ya yolsuzlukların olduğu bir ülkede siz buraya gelebilir misiniz? Benim köylüm, çiftçi kardeşim, Ziraat Bankası'ndan krediyi yüzde kaç faizle alıyordun? Yüzde 59. Şimdi yüzde 5. Esnaf kardeşim Halk Bankası'ndan yüzde kaçla alıyordun. Yüzde 46. Şimdi yüzde 5. Bak nereden nereye geldik. Ah benim Silivrili kardeşim, enflasyon yüzde 30'du, şimdi yüzde 8. Aradaki fark senin cebinde kalıyor. Bunun adı nedir biliyor musunuz? İşte aşk budur, sevda budur. Biz size sevdalıyız ya... Biz size aşığız. Şu CHP birinci köprü yapıldı, karşı çıktı. İkinci köprü yapıldı, karşı çıktı. Şimdi üçüncü köprü, Yavuz Sultan Selim'i yapıyoruz, buna da karşı çıktılar. Ne diyor bunların büyükşehir adayı, köprüyü mü yıktıracakmış? Ya bunlar bir alem. Bunlar yapmak için gelmemişler zaten. Bunlar yıkmak için gelmişler."
Erdoğan, seçimde görev yapacak partililerden sandıklara sahip çıkmalarını isteyerek, "Biz inşallah medyadan, ya da ajanslardan neticeler gelmeden, neticeyi kendi elemanlarımızdan alacağız. Tıpkı 1994'te İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kazandığımız gece gibi" dedi.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır.Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
