ANKARA
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Kanal7'de Mehmet Acet'in sunduğu Başkent Kulisi programına katılarak gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.
TBMM'de temsil edilen partiler, sivil toplum kuruluşları ve milletin katılımıyla yeni anayasa sürecinin devam ettiğini hatırlatan Atalay, şöyle konuştu:
''Nisan sonu artık maddeleştirmelere ve yazıma başlayacaklar. Esas niyetleri orada göreceğiz, partilerin niyetlerini de orada göreceğiz. Şu ana kadar daha çok dinleme, görüş alma ve olgunlaştırmaydı. Ama Başbakanımız da açıkladı, bizim kararlılığımız hep sürecek. Hatta burada bir açmaz olursa B planımız var. B planını da devreye koyar biz bu yeni anayasayı yaparız.''
Atalay, ''B planı nedir?'' sorusuna ''Onu şimdi ben söylemiyorum. Gerekirse partilerden bir kısmıyla olabilir bu'' yanıtını verdi.
Suriye'deki gelişmeler
Suriye'deki gelişmelerle ilgili Atalay, gelişmelerin o coğrafyanın en önemli konusu haline geldiğini belirterek, Türkiye'nin yaşananları yakından takip ettiğini ve uluslararası oluşumlarla hareket ettiğini söyledi.
Türkiye'nin bulunduğu konum itibarıyla ciddi ve özel bir tehlike içinde olduğu belirtilerek, ''Savaşa doğru gider mi bu iş?'' sorusuna ise Atalay, ''Hayır öyle bir risk doğrusu biz şu anda görmüyoruz'' yanıtını verdi. Atalay, ''PKK'nın Esed rejimi ile işbirliği yaptığı yönünde çok yoğun haberler var'' sözleri üzerine ''İşbirliği yapıyor. Esed rejimi tabii ki onları kullanmak istiyor Türkiye'ye karşı, ama oradaki Kürt nüfus bilinçli. Esed rejimine de tavır alıyor. Onlar daha çok muhalefetin içinde'' diye konuştu.
Darbe dönemleri bitti
Beşir Atalay, 28 Şubat Soruşturması'na ilişkin soruları da yanıtladı.
Türkiye'de artık darbeler döneminin bittiğini, 12 Eylül Davası ile de darbelerin yargılanmaya başlandığını söyleyen Atalay, şunları kaydetti:
''Millet iradesine müdahale etmek isteyenlerin o sevdası artık yerine gelmeyecek. Artık olmayacak. Bunu bitiren iki gelişme çok önemli. 27 Nisan ve 28 Nisan 2007 tarihidir. Bu iki tarih bizim demokrasi tarihimizde çok belirleyicidir. İhtilaller, darbeler, bildiriler vesaireler çizgisinde bir son noktadır. Bu hükümet 'buna son noktayı koyuyoruz' demiştir. 28 Nisan'daki bizim açıklamamız budur. 'Herkes işine baksın, her kurumun kendi görevi vardır. O görevini yapsın bu işlerle uğraşmasın. Bundan sonra da Türkiye'de böyle şeyler olmayacak, olamayacak' demiştir. Onun için ben her konuşmamda 27-28 Nisan 2007 tarihine çok özel vurgu yapıyorum.''