İSTANBUL
İstanbul Çekmeköy'de, belediye otobüsünde bir hemşireyi darbettiği gerekçesiyle 9 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan sanık Abdullah Çakıroğlu'nun tahliyesine karar verildi.
Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Çakıroğlu ve şikayetçi Terzi ile taraf avukatları katıldı.
Duruşmada tanık olarak dinlenilen Mahir Kır, olay sırasında otobüste bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Birisi elleriyle omzumdan güç alarak otobüsün üst borusuna tutundu. Bir anda uçarak, kızın suratına tekme attı. Sonra tekrar zıplayarak yerine oturdu. Ben de yakını zannederek, ilk başta müdahale edemedim. Ayşegül'e 'Yakının mı?' diye sordum. Ayağa kalkmıştı, ağlıyordu. İkisinin arasına girdim, bir daha bir şey olmasın diye. Şahsa döndüm 'Niye vuruyorsun?' dedim. Kendisi o sırada oturuyordu ve kendi kendine bir şey söylüyordu. O arada kargaşa oldu otobüsün kapısı açıldı, kendisi aşağı atladı. Biz de etkisiz hale getirip, polise teslim ederiz diye düşündük. Oluşan boşluktan faydalanıp kaçtı."
Tanık Şaban Bıyıklı, olayın meydana geldiği otobüsün şoförü olduğunu belirterek, gürültüyü duyunca ne olduğunu anlamak için otobüsü kenara çektiğini anlatarak, "Müşteki 'Ağabey ben bu şahsı tanımıyorum.' dedi. Sonra arka taraf karıştı. Vuran şahsı aşağı attı yolcular. 'Şahıs kaçtı, kaptan gidelim.' dediler. 3 durak sonra bacımız 'Ben inebilir miyim?' dedi. Ben de yoluma devam ettim. O anlık polislik, hastanelik bir durum olmadı." diye konuştu.
Tanık Zafer Kır, "Sanık oturduğu yerden kendi kendine bir şeyler söylüyordu. Birden kalktı ayağa, adımını atıp, üstteki demirlerden tutunarak ayağının altıyla müştekiye tekme attı. Tekme müştekinin suratına geldi. Müştekinin yüzünden darbe aldığı anlaşılıyordu." dedi.
Tanık beyanlarına karşı diyecekleri sorulan sanık Abdullah Çakıroğlu, "Benim vuruşum orta halli bir vuruştu. Spor ayakkabılarım esnekti. Darp raporunu abartılı buluyorum. Ben orada genelkurmay başkanı olduğumu söyledim. Hasta olduğumun en büyük delili budur." ifadelerini kullandı.
Duruşmada, tanık beyanlarının ardından olay anına ait görüntüler izlendi.
Duruşmaya katılan avukatların katılma taleplerine ilişkin diyecekleri sorulan Çakıroğlu, "Ben katılmalarını doğru bulmuyorum." dedi.
Sanık avukatı da kadına yönelik şiddetin yasada tanımlandığını belirterek, şunları söyledi:
"Sanık olay sırasında Ayşegül'ü görmüyordu. Görecek pozisyonda değildi. Deniyor ya mini etekli olduğu için dövüldü, kadın olduğu için dövüldü. Müvekkilim ruh hastası, bipolar hastasıdır. Bu durum gözardı edilerek, olayı basına taşıyıp, bir kampanyaya dönüştürüp, o kampanya üzerinden toplumu kutuplaştırmanın anlamı yoktur. Kadın haklarıyla alakalı pozitif haklar vardır. Bu hassas hakların biz de savunulmasından yanayız. Olayda Ayşegül hanımın ciddi bir mağduriyeti vardır. Kimse bunu saklamıyor. Fakat Ayşegül hanımın mağduriyeti giderilirken, yeni bir mağduriyet yaratılmaktadır. Müvekkil ilaçlarını kullanamamakta, tedavisine devam edilememektedir. Bu nedenle tüm müdahillik taleplerinin reddine karar verilmesini istiyoruz."
Mahkeme hakimi İbrahim Uyanık, suçtan zarar görme ihtimaline karşı Ayşegül Terzi ve avukatlarının davaya katılma talebine kabul verdi.
Uyanık ayrıca davaya katılma talebinde bulunan İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, İzmir Barosu, Türkiye Barolar Birliği Hukuk Komisyonu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatlarının da bu talebini kabul etti.
Sanık tahliye edildi
Duruşmaya verilen kısa aranın ardından mahkeme hakimi Uyanık ara kararını açıkladı.
Uyanık, sanık Çakıroğlu'nun savunmasının alınması, tanıkların dinlenmesi, delillerin büyük ölçüde toplanması, suçlar için yasada öngörülen cezaların alt ve üst sınırları, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, dosya kapsamında Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden gönderilen rapora göre, bipolar duyguların bozukluğuna ilişkin hususlar nedeniyle suç tarihinde akıl sağlığının yerinde olup olmadığına ilişkin rapor alınması gerektiğinin değerlendirilmesi, sanığın tüm raporlarının toplanmaması nedeniyle henüz rapor için sevk edilecek durumda olmayışı ve ileride alınacak raporda kısmi ya da akıl sağlığının bozukluğunun tespit edilebilme ihtimali bulunduğu gibi gerekçelerle tahliye edilmesine karar verdi.
Sanık Çakıroğlu'nun Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindeki dosyası ve tüm raporlarının istenmesine karar veren hakim Uyanık, tıbbi evraklar toplandıktan sonra sanığın gözlem altına alınması ve akıl sağlığı yönünden rapor alınması hususunun değerlendirilmesini kararlaştırdı.
Mahkeme hakimi İbrahim Uyanık, sanık Çakıroğlu hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına hükmederek, duruşmayı erteledi.
Bu arada, tahliye kararına duruşmadaki izleyiciler ve avukatlar tepki gösterdi. Sinir krizi geçiren Ayşegül Terzi, sanığa yönelik "Öldürecek beni" diye bağırdı.
"Koruma talebi kabul edildi"
Ayşegül Terzi'nin avukatlarınca, şüpheli Çakıroğlu'nun görülen duruşmada tahliye edilmesinin ardından önleyici tedbir kararı verilmesi amacıyla Aile Mahkemesi'ne yaptığı başvuru karara bağlandı.
Anadolu 19. Aile Mahkemesi, kadına karşı şiddetin önlenmesi açısından önleyici ve koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddet uygulandığına dair delil aranmayacağı ve kararın geciktirilmeksizin verilmesi gerektiği hususunu dikkate alarak, söz konusu talebi kabul etti.
Mahkeme, bu kapsamda, şüpheli Abdullah Çakıroğlu'nun 6 ay süreyle Terzi'nin konutuna ve iş yerine yaklaşmamasına, iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesine ve şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına karar verdi.
Şüpheli Çakıroğlu'nun bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesine karar veren mahkeme, şüphelinin belirtilen tedbirlere aykırı davranması halinde hakkında 3 günden 10 güne kadar, tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarına da toplam süresi 6 ayı geçmemek üzere 15 günden 30 güne kadar zorlama hapsinin uygulanacağını hatırlattı.
Mahkeme ayrıca şüpheli Çakıroğlu'nun, korunan kişinin şiddete uğramamış bile olsa yakınlarına ve tanıklarına da yaklaşmamasına hükmetti.
Muhabir: Filiz Kınık, Mustafa Hatipoğlu, Alptekin Soykan